"Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini,
bildiklerini samimiyetle yazmalıdır."

Gazi Mustafa Kemal Atatürk
  • DOLAR
    5,6852
    %0,14
  • EURO
    6,2817
    %0,29
  • ALTIN
    272,69
    %-0,02
  • BIST
    101.930
    %0,48
Yarın Yarın Derken…

Yarın Yarın Derken…

Hızına yetişebilen var mı zamanın? İlim ve şuur ile hiç tefekkür ediyor muyuz acaba,bu cümlenin mefhumunu? Yoksa bila ilim vela şuur bir ömür sürdürme anlayışında mıyız? Baş döndüren süratle akıp giden bomboş vakitlerin;aheste aheste, manen ölüme götüren cerayanına mı kapıldık? Ne zaman silkelenip, üzerimizdeki gaflet tozunu savuracağız? Ne zaman insaniyetin manasının şuuruna ereceğiz?

Hani haşlanan kurbağa deneyi var ya! Kaynar suyla dolu kazana atılan kurbağa canını kurtarma telaşıyla, refleksle zıplayıp kurtulur? Yine aynı kurbağa ılık su kazanına konulduğu zaman, ortamdan hoşlanır ve gevşemenin verdiği rehavete kapılır. Kazanın altı yakılır ve kazan yavaş yavaş ısınmaya başlar. Su ısındıkça da kurbağacık artık iyice uyuşmuştur. En sonunda su kaynar, kurbağa kurtulmak için hamle yapar, ama nafile. Kaslarında tâkat kalmamıştır. Çaresiz, diri diri haşlananarak kaçınılmaz akıbetini yaşar.




Şimdi kendimizi bu misale kıyas edelim. Ahenkli,cümbüşlü yılların verdiği gevşekliğin gafleti içinde kalmaya devam mı edeceğiz,yoksa bilinçli olarak kazandan sıçrayıp kurtulmak mı istiyoruz. Kurtuluş istiyoruz da kendimizden o kadar geçmişiz ki, güç bulup da bu girdaptan kurtulamıyor muyuz? Ama her an biraz daha yaklaşıyoruz sona.

O halde halâsımız için ne yapmak gerekiyor? Gözümüzün önündeki gaflet perdesini yırtıp,beşerin en çok aldandığı iki şey, yani zaman ve sıhhatin kıymetini bilmek, yapacağımız iyi işleri ötelememek,yani yarına bırakmamak. Çünkü en büyük aldanış, yarın yarın diyerek işlerini ertelemektir. Yarın olur da belki sen olmazsın. O zaman iş işten geçmiş olmaz mı? Peygamber efendimiz (s.a.v) ”Sevfeciler helak oldu. ” buyuruyor. O zaman bize düşen dün geçti, yarının ne olacağı meçhul;o halde ”İçinde bulunduğum zamanın ve aziz ömrümün kadrini bilmeliyim” diyebilmektir. Yani hakiki insan olmanın gayreti içine girmektir.

Has insan demek, aydın insan demektir. ”Kişiyi aydınlatan nedir?” sorusuna cevap verirsek:”Öteye beriye laf yetiştirmekten kendini yetiştirmeyi unutmamak, başkalarından üstün olmak için değil de, dünkü halinden ileride olmak, gençliğine güvenmeyip ölen hep ihtiyar mı?” düsturunu benimsemek,genel olarak ortalama iki basamaklı bir sayıdan, yani altmış yetmiş seksen vs. ibaret olan kıymetli ömrümüzün, ”Her anını hesap gününde ömrünü nasıl ne şekilde tükettin? ”sualine karşı keyfiyetli olarak geçirmek, yine kendinin farkına vardıran ilim meclislerinde talim etmek ve öğrendiklerini vücudunda tatbik etmekle diyebiliriz.

Ne demiş büyükler”Vakti, nakdi,ömrü azizin kıymetini iyi bilin.”Peki neden vakit ve ömrün kıymetini bilmeli insan. Çünkü vakit kula verilmiş bir emanettir.Zamanı zayi etmek o emanete hıyanet etmektir.Emanete hıyanetin manası ehlince malumdur.Allah katındaki değerini merak eden,ne ile meşgul olduğuna bakmalı.

Farz edelim ki Cenabı Hak bir kişiye yetmiş yıllık bir ömür bahşetti.Bu adamda nefsinin arzusunu ilah ittihaz edip, oyun ve eğlence uğruna, beş para etmez emelleri için bu yetmiş yıllık hayatının altmış yılını heba edip, geriye kalan on senelik kısımda aklını başa devşirip kendine çeki düzen verse bu adamın durumu sınav tarihi bir ay önceden belli olan bir talebenin sınava birkaç saat kala çalışmaya başlamasına benzemez mi? Sınav bittikten sonra, ta evvelinden itibaren sayu gayret edenin mi yoksa, son kertede kurtarmaya çalışanın mı nedameti ziyade olur ? Elbette ki birincinin pişmanlığı çok olacaktır.Ya yetmiş yılının tamamını gaflet içinde geçirenin hali nice olur, onu varıp hesap edin.

En büyük hırsızlık zaman hırsızlığı,en azim israf vakit israfıdır.Gafletle geçirilen şeylerin en önünde zaman gelir denilse hata olmaz.Kişinin kamil bir insan olması vakitlerini tam manasıyla faydalı işlere hasretmesiyle mümkündür.Yararlı işlerden kasıt kendi nefsine (ego) çalışmaktan öte diğer insanların ve sair canlıların menfeatini gözetecek şeylerdir.Yani daha da açarsak umumi bir faydadan bahsediyoruz.Benim müstakil mevcudiyetimin bütün aleme ne gibi yararı olabilir diye vehme düşülebilir.Bunun cevabı şöyledir:Her fert kendi konumunun hakkını kamilen ifa ederse işte bu topyekün bir maslahat olur.İnsan bir şeyi değiştirmek istiyorsa ilk olarak kendi benliğini ıslah etmelidir ki en yakından en uzağa hükmünü geçirebilsin.Münevvir olmadan münevver olunamaz.




Konumunun hakkını vermenin de şartları var elbette.Bu da Allah’ın kuluna tevdi ettiği zaman kavramının hakkına tam olarak riayet etmekten geçer.Kendi canımızı,malımızı,aile efradımızı,ahfadımızı nasıl aziz bilip üzerlerine titriyorsak,süratli geçen anlarımıza da öylece titiz olmalıyız.

Vaktimizi en güzel ve verimli şekilde geçirmenin yollarından birisinin de dünya ve ahirete yarayacak kitaplarla hemhal olarak,seçerek okumaktan geçtiğini unutmamak gerek.Hayır ancak böyle elde edilebilir. Eski bilge kullar koltuğunun altında kitap gördüklerine “Hayrı koltukladı” (Teebbeta hayran) diye taltif ederlermiş.Cenabı Hak hepimize hayrı koltuklatsın.Amin

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Benim canim ciğerimim ismi neden yok seyfettin orkun çil camizagili köyünden velihan cil şehit yakınıyım burda şehidin var ama bir sancak bayrak dikilmedi neden boyle oluyor başkanım: Benim oğlum canim cigerim kocum için bir sey yapılmadı sizden
2019-07-03 22:46:44